Depremin ardından yıkılan binaları yeniden inşa etmek, kentleri eski yaşamına döndürmek için yeterli mi? Antalya Belek Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Tuğba Erdil Dinçel’in akademik çalışması, afet sonrası planlamada gözden kaçan önemli bir soruna işaret ediyor: Değişen ihtiyaçlara ayak uyduramayan kararlar.

Yeniden inşa etmek tek başına yeterli değil.

Büyük depremlerin ardından konutların yapılması, altyapının onarılması ve kamu hizmetlerinin yeniden sağlanması öncelikli hedefler arasında yer alıyor. Ancak afetin ilk günlerinde alınan kararların uzun vadede aynı ölçüde etkili olması her zaman mümkün olmuyor.

Doç. Dr. Tuğba Erdil Dinçel, akademik araştırmasında geleneksel planlama yöntemlerinin değişen koşullara uyum sağlamakta yetersiz kalabildiğini ele aldı.

Araştırmanın temelinde, afet sonrası yeniden yapılanmanın yalnızca fiziksel yapıların onarılmasıyla sınırlı tutulmaması gerektiği düşüncesi bulunuyor.

İlk günün ihtiyaçları bir yıl sonra değişiyor

Depremin hemen ardından güvenli barınma, temel gıda ve sağlık hizmetleri ön plana çıkarken ilerleyen aylarda istihdam, eğitim, ulaşım ve sosyal yaşamın yeniden kurulması önem kazanıyor.

Bu değişim, afetin ilk döneminde hazırlanan planların belirli aralıklarla yeniden değerlendirilmesini zorunlu kılıyor.

Başlangıçta doğru görünen bir karar, zaman içerisinde ortaya çıkan yeni ihtiyaçları karşılayamayabiliyor. Dolayısıyla yeniden yapılanma sürecinde yalnızca hızlı karar almak değil, bu kararları gerektiğinde değiştirebilmek de önem taşıyor.

Çözüm esnek planlama modelinde olabilir

Dinçel’in önerdiği Adhocism yaklaşımı, afet sonrası yeniden yapılanmada tek ve değişmez bir plan yerine, yeni bilgilere ve ihtiyaçlara göre güncellenebilen esnek bir planlama anlayışını esas alıyor.

Bu yaklaşım, yerel koşulların ve toplumun değişen beklentilerinin karar süreçlerine daha hızlı yansıtılmasını hedefliyor.

Araştırmada ayrıca yapay zekâ destekli analiz yöntemlerinin hasar değerlendirmelerinde ve yeniden yapılanma kararlarında daha bütüncül bir bakış açısı sağlayabileceği üzerinde duruluyor.

Türkiye için dikkat çeken mesaj

Türkiye'nin deprem gerçeği düşünüldüğünde çalışma, afet sonrası şehirlerin nasıl yeniden kurulması gerektiğine ilişkin önemli bir tartışmayı gündeme taşıyor.

Yeni konutlar inşa edilirken ulaşım, istihdam, eğitim ve sosyal yaşamın birlikte değerlendirilmesi, kalıcı iyileşmenin temel koşulları arasında bulunuyor.

Çalışmanın ortaya koyduğu yaklaşım, afetlerden ders çıkarmanın yalnızca daha dayanıklı binalar yapmakla sınırlı olmadığını gösteriyor.

Asıl mesele, bir sonraki afette aynı sorunlarla karşılaşmamak için kentleri nasıl planladığımızı da değiştirebilmek.