Türkiye ile dönemin Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti arasında 27 Kasım 2019’da imzalanan anlaşma, iki ülkenin Doğu Akdeniz’deki deniz yetki alanlarına ilişkin sınırlandırma esaslarını belirliyor. Libya Temsilciler Meclisinin önceki ret kararını kaldırarak mutabakatı onaylaması, anlaşmanın Libya içindeki siyasi desteğini genişleten bir adım oldu.
Türkiye açısından neden önemli?
Türkiye-Libya mutabakatı, Ankara’nın Doğu Akdeniz’deki deniz yetki alanlarına ilişkin tezlerinin temel dayanaklarından biri olarak değerlendiriliyor. Anlaşma, deniz sınırlarının belirlenmesi, enerji kaynaklarının araştırılması ve kıyıdaş ülkeler arasındaki diplomatik müzakereler açısından önem taşıyor.
Libya Temsilciler Meclisinin onayı, daha önce anlaşmanın Libya içindeki onay süreci üzerinden gündeme gelen tartışmaları da yeniden şekillendirdi. Bununla birlikte karar, diğer ülkelerin itirazlarını ortadan kaldırmış değil.
Enerji kaynakları ve deniz sınırları gündemde
Doğu Akdeniz, doğal gaz ve hidrokarbon kaynakları ile bu kaynakların taşınmasına yönelik güzergâhlar nedeniyle uzun süredir bölgesel rekabetin merkezinde bulunuyor. Deniz yetki alanlarının sınırlandırılması, ülkelerin olası enerji kaynakları üzerinde araştırma ve ekonomik faaliyet yürütme imkânlarını doğrudan etkiliyor.
Anlaşmanın onaylanması, Türkiye ile Libya arasında enerji alanındaki iş birliğinin geliştirilmesine zemin hazırlayabilir. Ancak sismik araştırmaların ve olası sondaj çalışmalarının kapsamı; teknik hazırlıklar, ticari değerlendirmeler, hukuki koşullar ve bölgesel gelişmeler doğrultusunda şekillenecek.
Yunanistan ve Mısır’ın tutumu belirleyici olacak
Türkiye-Libya mutabakatı, Doğu Akdeniz’deki deniz yetki alanlarına ilişkin farklı görüşleri yeniden gündeme getirdi. Yunanistan, özellikle Girit Adası’nın deniz yetki alanları üzerindeki etkisi konusunda Türkiye’nin yaklaşımına itiraz ediyor. Mısır da bölgedeki deniz sınırları ve enerji iş birlikleri bakımından sürecin önemli aktörleri arasında yer alıyor.
Milli Savunma Bakanlığı, 28 Ekim’de yaptığı açıklamada Mısır ile de karşılıklı menfaatler doğrultusunda deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasına ilişkin bir anlaşma imzalamaya hazır olunduğunu bildirdi. Bakanlık, böyle bir anlaşmanın Mısır’a Yunanistan ile yapılabilecek olası bir anlaşmaya kıyasla 15 bin kilometrekareden fazla deniz yetki alanı sağlayabileceğini değerlendirdi.
Bu açıklama, Türkiye’nin Doğu Akdeniz politikasında ikili diplomasi kanallarını kullanma arayışının sürdüğünü gösterdi. Ancak Türkiye ile Mısır arasında yeni bir deniz yetki alanları anlaşması imzalanmış değil.
Sürecin devamı siyasi uzlaşmaya bağlı
Libya Temsilciler Meclisinin kararı, Türkiye-Libya ilişkilerinde yeni bir aşamaya işaret ediyor. Bunun somut ekonomik ve stratejik sonuçlara dönüşmesi ise anlaşmanın uygulanmasına, enerji projelerinin ilerlemesine ve bölgesel aktörler arasındaki diplomatik temaslara bağlı olacak.
Doğu Akdeniz’deki deniz yetki alanları konusunun yalnızca ikili anlaşmalarla değil, bölgesel siyasi gelişmeler ve uluslararası hukuk tartışmalarıyla da şekillenmesi bekleniyor. Libya’daki siyasi bölünmüşlüğün giderilmesi ve kurumlar arasında uzlaşının güçlenmesi de anlaşmanın uzun vadeli etkileri açısından önemini koruyor.

Okur yorumları 0
Bu habere ilk yorumu siz yazın.